19 Temmuz 2025 Cumartesi

Hilmi'yi anmak / Sadık Mercangöz

Bugün içimden Hilmi Berk'i anmak geçti.

Telaş içinde yaşadı ve bir telaş içinde bırakıp gitti bizi. Ruhu şad olsun....Onun Telâs, adlı şiirini burada yayımlıyorum. Tuluyhan Uğurlu'nun mistik seslerine sarılmış, sarmalanmış basit görünümlü sözcüklerin bu denli içe dokunaklı  olabileceğini düşünemezsiniz.

Belki de bugün ben böyleyim.dir. 
Ekte bu şiire hazırladığım ikinci grafik Videoyu bulacaksınız...
Bu mısralar benim çok hoşuma gider eminim sizlerin de içinize işleyecektir.

Nur içinde uyu sevgili Hilmi...



            Telâş

Bir telaş gibi yaşadık her şeyi, 
Okumak telaş, büyümek telaş,
Bir telaşla aşık olduk, 
Bir telaşla mutluluklar, acılar yaşadık, 
Hepsi telaş içinde. 

Bir telaşla gittik askere, bir telaş la geldik geriye..
Bir telaş bir başka telaşa taşıdı hiç dinlenmeden.

       Be nereye koştuğumuza baktık,     
       ne de nereden uzaklaştığımıza.
       Hep telaş, hep telaş.
       Oysa ne çok şeyler yaşanırdı, 

       o telaş yadımıza düşmeden.
       Bir başka yaşam gibi, bir büyük huzur gibi,

      Telaşsız sakin, durgun. bir nefes alır gibi,
       Bir derin uyku gibi, 

       Sadece keyfini yaşamak. yaşamış olmak...

                                        Hilmi Berk

7 Eylül 2024 Cumartesi

Şu mübarek yürek / Okan Üstünkök

 

şu mübarek yürek

temmuz 1990 datça  /  aralık 2010 izmir / nisan 2024 bristol



        

kırküçte doğdu bir gecenin yarısında

ay eylül’e dönerken ortalık ramazan mı ramazan

rüzgar değil davul sesi vardı sokaklarda ve ezan

gürol’la atoş yaşıtı olurlar bir de yılmaz

fahriyi çok sever ama o artık yok ve kırkdörtlüdür sayılmaz

sakalları ağardıysa bundandır

bundandır yufkayürekliliği de herhalde


sahur vaktiymiş ilk haykırdığında

belki o yüzden kimseye duyurmadı

yaptığı gençlik haytalıklarını sonradan

yakalandıkları sakladıklarından kat kat az

sakalları ağardıysa şimdi bundandır biraz

bundandır sonraki açıkyürekliliği de herhalde

bacak güngör’ le her sabah okula yürüdü uygun adım

altı yıl bilmemnekadar kilometre say tek tek

sonradan sık görüşemediler aslında

vefasız çıktı çünkü bacak hem de pek

dul bıraktı güzel eşini ondokuz yirmi yaşında

askerdeyken kayseri’nin pınarbaşı’nda

birlik olup kanserle

sakalları ağardıysa bundandır belki olur a

bundandır günaşırı burukyürekliliği de herhalde


ne kadar erken

arkasından çok geçmedi sırasız sırasız

mutlu tarık tamer eşber fehmi alpay nuri emre süreyya

murat oğuz ergun arda önder berrak şafak demokan ersin ziya

erdimlerin murat da girne’de kaldı gripten

çetin ve osman’la birlikte arayıp morgda buldular ergin’i

beyaz örtü altında uyurken

o karlı ocak gecesinde esenboğa düzlüğünde solmuş bir çiçek

çerkez yanakları soğukta bile pembe

ne vardı kendini bu kadar sevdirecek

sakalları ağardıysa bundandır kuşkusuz

bundandır şimdiki katıyürekliliği de herhalde


gözünün tekine ufo çarptıydı tanrının uyukladığı bir öğle paydosunda

günlerden uğursuz salı sene ellidört sınıf daha orta bir

bundan mıydı hayat boyu gökçeli’ yle dünya görüşünün benzerliği kimbilir

birlikte oğul yetiştirdi en iyi arkadaşıyla

yoksa o kendini mi yetiştirdi aklının ışığıyla

sakalları ağardıysa belki bunun da katkısı vardır

ama böbürlenirse bazan işte o kesinlikle bundandır

bundandır bazan tutan aslanyürekliliği de herhalde

           

            insan iki kez doğar

            gün gelip öldüğünde o da yeniden doğacak

                                                                yok olacak

                                                        sakalının akları

        o zaman tamamlanacak tüm yarım bıraktıkları

bundandır içini rahatlatan geniş yürekliliği herhalde

                            

                                       ***








4 Ağustos 2024 Pazar

Hilmi Berk idi / Sadık Mercangöz

 

ARTIK ANILARIMIZDA

HİLMİ BERK İDİ

Bir çınar yaprağı gibi,

Güze girerken yazdan

Rengi başlayıp beyazdan,

Kızarıp birer ikişer

Yere düştüler,

Yeşerecek 

anılarımız şurda burda

Toprağımız Berk olsa da

Hilmi adıdır acımızın


                    Sadık   5 Ağustos 2024

 

6 Mayıs 2024 Pazartesi

O mahur beste / Okan Üstünkök

     O MÂHUR BESTE 

herzaman yeşil damla sakızı


                              Mayıs 2020 bristol Attilâ İlhan 
                                                  ve üç fidanın anısına 
bahçede çekirdeksiz 
nar çiçekleri kırmızı
yanındaki her zaman yeşil damla sakızı
derede serin serin gürül gürül akarken dupduru su 
geniz yakar aladağ’da temiz hava
uzaktan odun dumanı kokusu 
yamaçta özgür oğlaklar
ürkerken 
çayı geçen fincancı katırlarından 
kimi yurttaş umut bekler evliya yatırlarından 
sonra koşar 
üç kuruşluk bulguru makarnayı kapışır 
ormanını yaktıkları tepelerden gelmeden sel 
bilmezler bilmek de istemezler 
ki bahçeden bahçeye taşır 
o mahur besteyi bir acı yel 
onlar için koparılan fidanlar için 
ve her yıl mayıs gelince 
içimizi yeniden sarar için için 
derin ve ince 
bir sızı 
iki sızı 
üç sızı 
bahçede çekirdeksiz nar ağacının çiçekleri kırmızı 
yanında yaprakları her zaman yeşil
damla sakızı 

***

1 Mayıs 2024 Çarşamba

BU BAŞKALAŞIM BAŞKA / Okan Üstünkök

BU BAŞKALAŞIM BAŞKA KARGALAR GELDİ AŞKA 

İstakoz / Okan Üstünkök
 Bay Kargahan Karagil akşam yemeğinden sonra yuvanın dışına çıktı. Eşi Kargiye, nohut oda bakla sofa yuvanın açık mutfağını temizlerken Kargahan yana doğru uzanan ince dalın çatalına bir gün önce bıraktığı kabak çekirdeklerine uzandı. Sivri, hünerli gagasıyla daldan aldıklarını teker teker çıtlatmaya başladı. 

Yuva, hastane bahçesindeki ulu çamlardan sokağa en yakın olanın üst dallarından birindeydi...



Devamı için...
 Dokunun.

13 Ekim 2023 Cuma

İtiraf ediyoruz

 

BİZ NE KÖTÜ ÇOCUKLARIZ

Her taraf yıkıntı, her taraf toz

boğazımıza kadar moloz

Göz oldu gözü görmez.

Ciğerlerimizde tükenen havamız

Olmayan su, çatlayan  dudaklarımız

Patlayan gözler, sağır olan kulaklarımız.

Yaşamakla ölüm arasında gidip geliyoruz.

Kabil öldürürken Habil’i

Bakakalan  Cennetlik Adem’in 

İbrahim'in ve oğullarının İshak ile İsmail

ve onlardan gelenlerin

Birbirini asırlarca yiyenlerin

dünyasında yaşıyoruz.

Boyunlarında yağlı kement ile

sürüklenen insanlık,

Askerler ve  o giydikleri acayip kılık

Bu dünyadan gidene kadar  yıkılıp,

bütün suç biz çocukların,

itiraf ediyoruz.

  Sadık Mercangöz 13 Ekim 2023

14 Eylül 2023 Perşembe

Usta çırak ilişkisi tamam da kitapsız (!) değildir mimari / Ünal Özüak



Usta çırak ilişkisi tamam da kitapsız(!) değildir mimari 

https://sonsoz.com.tr/makale/16049175/unal-ozuak/herkesin-anlayabilecegi-dilde-yasanan-mimari , https://sonsoz.com.tr/makale/16093309/unal-ozuak/mimarligin-resimli-romanini-yapildi , https://sonsoz.com.tr/makale/16047250/unal-ozuak/metafor-olarak-mimari vb. yazılarımda konuya ilişkin en yetkin okul Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu ve Behruz Çinici atölyesinde usta çırak ilişkilerinin göbeğinde yetişmiş bir mimar olarak, mimarlık hakkında yazmadığımı bırakmadım neredeyse. Mimarlık olayı insanoğlunun başını sokacağı ilk barınak megaron’un yapımından beri salt usta, kalfa, çırak bilgi alışverişi ve görev dağılımı çerçevesinde gerçekleştirile gelmiştir. 


Yazının devamını okumak için yukarıda yazarının adını tıklayınız


2 Eylül 2023 Cumartesi

Potemkin Zırhlısı ve Adam Olacak Çocuk

POTEMKİN ZIRHLISI VE ADAM OLACAK ÇOCUK..




KİBAR OLAYIM VE LAFIN DEVAMINI... DAVRANIŞLARINDAN BELLİ…OLUR DİYE GETİREYİM. 

SÖZ KONUSU ÇOCUK 68 KUŞAĞININ SİNEMA SANATI ELÇİMİZ, KÜLTÜRE DAİR NE VARSA BİLGİSAYAR ORTAMI BUGÜNKİ GİBİ DEĞİLKEN, KOPYALA YAPIŞTIR İÇİN BAŞVURU KİŞİMİZ VECDİ SAYAR’DI.


Ne yalan söyleyeyim Mimarlık Fakültesi yıllarımızda pek de adam yerine ‘say’mazdık Vecdi’yi. Biz sporcu haylazlara pek de uymayan, Ankara Koleji’nden gelme, kitap kurdu bir arkadaşımızdı. Sonradan Kültür Bakanlığı Müsteşarı ve günümüzün en büyük film otorite ve eleştirmenlerinden olan Vecdi, filmleri kendi görür görmez eleştirisini yazıp stüdyonun kapısına, daha biz filmi görmeden asarak sinema aşkımızı öldürdü. Tabii biz de hayranlıklarımızı sunmak için bütün gün peşinden koşardık. Yakalayamadık ve Vecdi ODTÜ Ruhunun kültür ve sanat ambasadoru oldu.


Yazının devamı için yazarının yukarıdaki adını tıklayınız

13 Ağustos 2023 Pazar

Mevsimlerden Cemal Süreya / Okan Üstünkök


 






                                                                                                                   Bahar mezarına gömsünler sizi 

          Yapraklar gibi buluştunuzdu
          Kokular gibi seviştinizdi
Bahar mezarına gömsünler sizi 

                       C. Süreya, Dört Mevsim ’den

 

        

             MEVSİMLERDEN CEMAL SÜREYA     

                                                      ilk izmir 81114/son datca 11823

 

Atınızın kuyruğunu sevsinler sizin

   Saçınızı Godiva gibi uzattınız da uzattınızdı

   Sanki sonradan kestiniz de yıkayıp sıram sıram ipe dizdinizdi 

   Dizdiniz de güneşte kurum kurum kuruttunuzdu

   Kuruyunca tel tel taradınızdı

   Taradınız da pırıl pırıl peruk mu yaptınızdı

   Sattınız da parasını hayır kurumuna mı verdinizdi 

At kuyruğunuzu sevsinler sizin

At kuyruk otunuzu kessinler sizin



Şiirin devamı için lütfen yazarının yukarıdaki adını tıklayınız 

1 Ağustos 2023 Salı

Metafor Olarak Mimari / Ünal Özüak


Metafor Olarak Mimari


Anımsarsanız bu sütunlarda ki “Her fani biraz mimardır..” yazımda  hararetle mimarlık sadece arkitektonik (mimari kurallara uygun, mimarilik) değildir demiştim... 


Meğerse düşünür, edebiyat eleştirmeni ve felsefeci Kojin Karatani; Adındanda anlaşılacağı gibi klasik disiplinlerden hiçbirine kolay yerleştiremeyecek, ‘Metafor olarak Mimari’ kitabını yıllar önce yazmış ve çizimlerden ve notalara varan boyutta kavramsal mimarlık gezintisi yapmış. 


Evet, bildiğiniz mimari var kitapta, ama dilbilim, matematik ve iktisatta, hatta Platon’dan Kant’a, Marx’tan Wittgenstein’a zevkli bir felsefe turu da var. Kitabın temel kavramı "mimari irade". Batı’nın düşünce geleneğine uzak bir ülkeden, bu tür bir iradenin olmadığını söylediği Japonya’dan bakan Karatani, Batı geleneğinin temelinde, Platon’un "oluş" karşısında “yapma" yı kararsızlığı ve belirsizliği

                                                bertaraf edecek bir "yapı" oluşturma girişimini öne çıkarışını görüyor. 


Yazının devamı için lütfen yukarıda yazarının adını tıklayınız


20 Temmuz 2023 Perşembe

Hayatta hiçbir şey senden öndemli değil...s*iktir et


Hayatta hiçbir şey senden önemli değil... s*ktir et


Başlığı böyle atınca baya ayıp oluyor ama kazın ayağı öyle değil. The London Paper’ın ‘Doğunun boş verme fikrine Batının bakışı’ olarak betimlediği, John C. Parkin’in komik ve ilham verici kitabı ‘S*ktir et’ elime geçince mal bulmuş Mağribi gibi sarıldım tabi ki… 


Orijinali ‘F**k it’ deme cankurtaran simidine sarılmayanı günümüzde dövüyorlar. Kitabın içeriği şöyle özetlenmiş; ‘S*ktir et’ demek sizi iyi hissettirir. Mücadeleden vazgeçmek, ne hoşunuza gidiyorsa onu yapmak, çevrenizdekilerin sizin hakkınızda düşündüklerini umursamamak ve kendi yolunuzdan gitmek harika bir duygudur. John C. Parkin'in bu komik ve ilham verici kitabı, S*ktir Et demenin; Doğunun boş verme, vazgeçme ve bir şeylerin o kadar da önemli olmadığını fark ederek gerçek özgürlüğü bulma gibi ruhani fikirlerinin kusursuz bir Batı ifadesidir. S*ktir Et; şarkı okumak, meditasyon yapmak, sandalet giymek, ya da tütün yemek gibi eylemler gerektirmeyen ruhani bir yoldur.


Yazının devamını okumak için yazarının yukarıdaki adını tıklayınız

14 Temmuz 2023 Cuma

Renzo Piano İstanbul Modern'de beklentileri karşılayamadı / Ünal Özüak


 


Renzo Piano İstanbul Modern’de beklentileri karşılayamadı!



Ayrıntılarına girmeden önce kapaktan söyleyeyim; Karaktersiz, içinde ne olduğunu yansıtmayan, silik, kişiliksiz bir yapı olmuş İstanbul Modern. Kendisinden büyük şeyler beklenen Renzo Piano böylesi bir ürünle, son dönem bütün yapılarına yansıyan su tutkusunun suyunu çıkarmış İstanbul Modern'de. 


Masal şöyle başlamış. Evvel zaman içinde pireler tellal iken kariyerinin başında iki genç mimar uluslararası yarışma kazanarak Paris’in göbeğinde , tasarlaması kadar kabul ettirilmesi zor, bir ilke imza atarak, bütün tabuları yıkarlar.1977'de Paris'in simgesi, yaşamının büyük parçası tarihi Hal Binaları'nı yıkıp yerine, Renzo Piano ve Richard Rogers'ın bir tür ‘gelişen mekânsal diyagram’ olarak tasarladıkları uçuk kaçık, estetik bir yaklaşımla teknolojiyi kullanarak klasik geçmişi reddeden, Mimaride namusluluk / Ekspresyonizm olarak betimlenen dışavurumcu mimarlığın baş eseri "Centre George Pompidou/Renzo&Piano binasında" tesisat ve havalandırma kanallarının rengarenk boyayarak açıktan örtü gibi müze serbest mekanının üstüne geçirerek Pompidou Kültür Merkezi'ni yaptılar. Entelektüel ortamda çok tartışıldı ama o gün bugün Paris'in simgelerinden biri bu bina. 


Yazının devamı için yazarının yukarıdaki adını tıklayınız 

8 Temmuz 2023 Cumartesi

Yazı Odasında Yolculuklar ya da Boşlukta hoşluk / Ünal Özüak



Yazı Odasında Yolculuklar’ ya da boşlukta hoşluk 



 

Sevdiğim bir dostum bu kitabı hediye edip "kendinden çok şeyler bulacak ve felsefesine de dalacaksın" deyince bir solukta okudum. Önce kitap arkasındaki sinopsisinden içeriğini okuyalım; ‘Bir yatak, bir yazı masası ve bir iskemleden başka bir şey bulunmayan, tek kapılı, tek pencereli bir oda. Yaşlı bir adam, bu odada belleğini yitirmiş olarak uyanır. Kim olduğunu, buraya nasıl geldiğini anımsamaz. Odaya gelen belli belirsiz kişiler, Bay Boş’a anımsayamadığı suçlar yöneltirler, kimliği ve geçmişine ilişkin örtük sözler ederler. Tavana gizlenmiş bir kamera durmadan fotoğrafını çeker, bir mikrofon odadaki her sesi kaydeder. Biri izlemektedir sanki. 


Günümüz Amerikan edebiyatının en yaratıcı yazarı Paul Auster’ın yeni romanı Yazı Odasında Yolculuklar, gizemli metinleri, bilmece kimlikleri, kahramanının gizli geçmişi ve belirsiz işkencecisiyle belki de yazarın en tuhaf romanı.





Yazının devamını okumak için yazarın üstteki adını tıklayınız



Fabrika ayarlarım neredesiniz özlüyorum sizi /Ünal Özüak


Fabrika ayarlarım neredesiniz özlüyorum sizi



Şimdi siz bana soracaksınız. Nereden çıktı bu fabrika ayarlarına dönmek diye? Bayram değil seyran değil eniştem beni neden öptü bile dersiniz belki ama orada yanılırsınız. Bu yazı Bayramda günün getirdiği çirkinliklerden sıyrılıp ‘nerde benim 68’li altın yıllarım’ öykünmesi yapmak için yazıldı. Fiziksel olarak fabrika ayarlarına dönmemiz artık olanaksız, ancak kafada ilk dolum ayarlarını gözden geçirmek mümkün. 




Yazının devamını okumak için yazarın üstteki adını tıklayınız

haydi yazıyor yazıyor / Okan Üstünkök

                                                 

         

 


 








haydi yazıyor yazıyor (*)

 

 

kişi var ya kişi

kişi  içinden geldiğince  yazmalı  içi eriyince yazmalı

üzülünce yazmalı sevinince  yazmalı sevince yazmalı

umut  kesilince  yazmalı

evler  basılınca  yazmalı

fidanlar asılınca yazmalı

kalın kalın yazmalı ince ince yazmalı

kokusu kız arkadaşının başını ağrıtan yasemince yazmalı

sadettinin bestesinde safiyenin sesinde sular menekşelenince yazmalı (**)



Şiirin devamını okumak için yazarının üstteki adını tıklayınız


19 Haziran 2023 Pazartesi

Kitaplarım / Sadık

 Sevgili Dostlar

Yıllardır direnir dururdum yazılarımı bastırmamak için. Evet haklıydım hâlâ da haklıyım. Kitap haline getirmek gerçekten hoş bir şey. Doğumhane kapısında beklemek gibi heyecan ve korkarak beklemek, ümit ve neşe ile sabır ve cesaretle bekledikten sonra kucağınıza bırakıyorlar. Makinaların o dehşet gürültüsü duruyor, olağan dışı sessizlik.
İlk Kitabım

    "İşte abi sizin kitabınız, bu!" diyorlar ve elinize bırakıyorlar sizin kitabınızı. Heyecanla yüzüne, gözüne ve de ağzına, burnuna, kulağına, bakıyorsunuz. Buna santimetrelik inceleme diyorlarmış, ben de doğumhane kapısında öğrendim. "Oğlan nur topu gibi, maşallah." deyip sizi baskı makinesinin yanında kutluyorlar hemen oracıkta. Ağzınızın açıklığı kulaktan kulağa, bu arada sırtınıza vurarak da kutlayanlar, yanağınızdan kesme alanlar da var. Etrafımdakilere bakıyorum, bir şeyler de söylemek lazım tabii. Orada çalışanlara kitaptan bir kaç söz söylüyorsunuz, çalışanlara teşekkürlerinizi belirtiyorsunuz. Yetmiyor elbette.

    "Neskafeler benden" diye bağırıyorsunuz. Onlar da bağrışıyorlar. Sonra neşe ile çay ocağına yollanıyorlar, etrafınızda olanlar birer ikişer ayrılıyorlar sonunda yavrunuzla baş başasınız. Elimdeki  bu ilk çocuğumu kucağımda iki yana sallıyorum. Bu ilk kitabım gözüme çok sevimli ve yakışıklı geliyor. İçinde hikâyelerim var, geçen yıl içinde yazdıklarım.

        "Kapak da fena değil, sen ne dersin? Biraz karamsar mı ne? Renkler iyice esmer düşmüş. Yok len o kadar da değil, diyorum ama içimdeki muhalif ses: Oğlum resmen kara bu kara! Sarı saçları olmasa Amerikalı zenci sütçüden diyeceğim."
        "Maksadını tutturmuş bu abicim. Geçen yıl dünyada ne iyi ve güzel gitti ki kapak da güler yüzlü olsun. Benim yazılarımda öyle, öyküler de savaşlarla başlayıp deprem ile sürüyor. Zavallı Öyküler. Resim Amerika da polis tarafından boğularak öldürülen zavallı bir adamın ölümünden sonra çıkan kargaşanın Okan (Üstünkök) hocam tarafından yapılmış ve de cuk oturmuş bir betimlemesiydi. Yiyip yiyip doymayanların yanında fakirlikten sokaklarda sürünen evsizlerin ülkesinden bir enstantane.(Anlık). 

    Bütün dünyada bir heves bir heves, biz de Ammerika Ammerika (Celal İnce gibi söyleyeceksiniz) olacağız diye bir özen bir imrenme. Bizde de yeni bir Amerika olacağız hevesi yayıldı ki sorma. Çevremiz değişti ki ne değişme, gökdelenlerden oluşan mahalleler ve siteler öyle yayıldı ki Anadolu'nun en ücra kazalarında bile boy gösteriyorlar. O kadar kalabalık bloklar var ki başlı başına bir muhtarlık olmalı. 

    Ne sokaklar eski sokak, ne evler eski ev ne de komşular alıştıklarımızdan. Avrupa'dan çok daha fazla Porsche, VOLVO ve BMW araçları (Mercedes'leri saymıyorum) yoksa eğer ben Midas olur eşek gibi anırırım.

    "Merhaba ben dört numara. Günaydınlar. Nasılsınız canım?" Asansördeyim, binen bir genç çifte selam vermek istemiştim.  Adam ve yanındaki kadın bön bön baktılar bana.

    "Siz hangi dairede oturuyorsunuz acaba?" Yine aynı bakış ve aynı tavır. "Biz misafiriz. 34 no ya gidiyoruz." 

    O da kim? Bizim blokta 34 numaralı daire var mı? 

    Oğlum sana ne el alemin misafiri, kapıda güvenlik var. Ama elli beş daireli yerde kim kimin evinde yaşıyor,  evli mi bekâr mı vs. Güvenlikteki adamlar da değişiyor arada bir, meselâ herkes birbirine yabancı, yaka kartıyla giriş yapıyorsunuz apartmanınıza sonunda.  İncirlik'e girer gibi. Nereden geldim buraya? ... Ha. Bahçede rastladığım sümüklü böcekten. Taşların üzerinde simli bir iz. Pırıl pırıl. O şuncağız bir yaratıkken kendinden bir iz bırakırken ben niye yapamayayım dedim ve yazıya başladım idi, şimdi de Kitap yayımlamağa başladım.

    "Ayın arka tarafında ne var biliyor musunuz? Yetmiş beş yıldır yaşıyorum orada ne olduğunu öğrenmeden bu dünyadan gitmem abi gitmem."

    "Sen uzat amca şu kollarını da giy şunu. Sakin, sakin"

Bu da ikinci kitap

    "Beni yine kim şikâyet etti lan?"



 

9 Haziran 2023 Cuma

GREV / Yücel Akyürek

 Bu öykü 2019 yılında Yeni İnsan Yayınevi tarafından yayınlanan “Yolboyu ‘50, ’60 ve ‘70’li Yıllar” isimli kitabımdan alıntıdır.

Bu işlerden tarihsel olarak da iyi anlayan bir arkadaşımın:Türkiye’nin ilk ve belki de tek beyaz yakalılar grevi nitelemesi ne kadar yerindedir bilmiyorum ama bu güne kadar kimse karşı çıkmadığına göre bütünüyle yanlış olmasa gerek. 


Devamı için...

6 Haziran 2023 Salı

1 Dardanel 3 Gordon / Okan Üstünkök


BU YAZI  OKAN HOCANIN 
Antik Çağlardan başlayıp bugünlere 
uzanan, zaman diliminde Çanakkale Boğazını anlatan zarif ve ince esprili bir yazısıdır.
Çanakkale Geçilmez ama
enine değil boyuna.

İyi okumalar.




Bu yazının Devamı için  Tıklayınız...









ÖNE ÇIKAN YAYIN

And They Died / Gün Gencer

  AND THEY DIED (THE ROAD TO GALLIPOLI) (ÇANAKKALE SAVAŞINA GİDEN YOL) A TRAGEDY IN THREE ACTS  (A Docu-drama with music written in memory o...